Çünkü sevgili; Gidişinin gözlerinden öperken dudaklarım kaldı yokluğunda.
Günahlarım kaldı sırtında.
Veballerim kaldı boynunda.
Bu yüzden yokluğunu oruç gibi dilimde tutuşum
Ve bu yüzden kelimelerin dilsizliğinde, dilsizce susuşum…
Önüm düş,Arkam aşk,Sağım acı,Solum sevda…
Bulsaydım kendimi, sobeliyecektim bu defa!!!
Unutmadım Unutamam Kara Sevdam...!!!
Yitirilmiş, kaybedilmiş duygulara takılı kalıp
hayatımdan eksilen ne varsa onları yüreğime gömüyor
ve üzerinde açan mutluluk ve hüzün çiçeklerini
her hatırladığımda ise onları yağmurlara
inat göz yaşlarımla suluyorum.
Hayat o kadar zamansız duygular yaşatıyor ki
sen bu zaman denilen kavramın içindeki en değerli andın.
Hüzün çiçeklerimi soldurup yüreğime mutluluk tohumları ektim seninle,
sonra sarıdan çaldım,
yeşilden,maviden ve siyahtan,
hayat bu renklerden ibaretti sende;
rengarenk tablolar resmettim hayatın duvarlarına ve her renkte sen vardın.
Zamansız duygular;
ama zamanı beklemezmiş yaşamaya değer şeyler
ben sende bunu anladım.
Zamansız gelmiştin bana,
baharı yaşamamış çöl gibiyken yüreğim
senin yağmurunda ıslandım.
Çiğ damlası oldu bakışların,
gözlerinin neminde ise hiç yaşanmamış
bir iklim ısıttı kalbimi,
çorak toprağıma ektiğin filizler çiçek açtı.
Yemyeşil bir dünya oldun içimde..
Artık rüyalara gerek duymuyordu bedenim,
çünkü ruhum yaşıyordu seninle
sen canımdan içimden bir parçaydın
öylesine bir bütün olmuştun ki
düşünmek bile istemediğim tek şey senden kopma korkusuydu.
Ve koptun... Ve ben... öldüm.....
Artık zamansız değil duygularım,
sensizliğin acısı zaman dinlemiyor.
En beklenilmedik en umulmadık zamanı bile beklemiyor
her an.. her saniye..her dakika..
gözlerimi sensizliğin acısına kilitliyorum.
Yaşamaya değer şeyler zamanı beklemediği gibi
acılarda vuracağı kalbin çığlıklarına aldırış bile etmeden darbelerini en derine indiriyor
Ve ben sensiz yok olup ölüyorum...
Hayatın duvarlarına resmettiğim o rengarenk duygularım, gözlerime inen o fırtınalı yağmurla akıp giderken
ve ben bu bomboş bedeni sokaklara taşıyıp yorgun ayaklarımla,yağmurların hırpaladığı kaldırımlara serilirken akıp giden bu deli yağmurla ağlıyorum.
Ellerimde artık kül rengi kaldı.
Bomboş bir tuval var şimdi önümde
ve ben ellerimde kalan kül rengiyle ancak bu yitirilmişliği
bu sensizliği anlatabilirim...
Ben bu cümlelere sığınarak anlatamam
seni bu cümleler bu kelimeler anlatır mı..? sanıyorsun...
Unutulmuşluğu,unutmayı,unutabilme-yi
kısacası unutmak adına ne varsa hepsini hepsini unuttum...
Unutulmamayı,unutmamayı,unutabilememeyi öğrendim yokluğunda,
beni çeken hayalin gözlerime perde gibi indiğinde
ellerimde ellerinin sıcaklığını hissettim.
Avuçlarımda o ipek saçların dolaştı,
ve ben yokluğunda hayal ettiğim gözlerine gözlerimi kilitledim..
Ben sana olan bu sevgimi unutmayı değil,
bir ömür boyu ölümsüzleştirmeyi dilerdim.
Ve ben ben dudaklarımda ezberlediğim şarkının her kelimesini göz yaşlarıma ekledim....
Ama Benim Ciğerim Yanar..
Ten Oyalanır CAN Kanar..
İki Gözüm İki Çeşme Haberin Yok....
İçerime İçerime Akar...
UNUTMADIM UNUTAMAM
KARA SEVDAM MERAK ETME
YAŞAMAKSA YAŞADIM LAKİN
CANIMIN ÇOĞU KALDI SENDE...
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Pişman mıyım
asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok
içerime içerime akar
Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok
içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yaşamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende.....................!!!!
Canımın çoğu kaldı sende.....................!!!!
Canımın çoğu kaldı sende.....................!!!!
Bilirmisin.......
Ne kötüdür insanın aklı ile yüreği arasında sıkışıp kalması....
Ne kötüdür insanın an kadar yakın...Bir asır kadar uzak olması...
Ve bilirmisin ne kötüdür İnsanın bildiğini anlatamaması...
"BEN" deyip susması..."SEN" deyip ağlamaklı olması...!!!
Seninle sadece....seninle
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı \"herşeyde"\
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı \"herşeyde"\
Gidemem,sen ne dersen de.....
Çekil Git Artık Düşlerimden,
Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ?
Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden,…
Ve Varolan Her Şeyimden,
Git Artık..Kanıyorum Zaten,
Uzak Dur Benden,Sebebin Olurum,
Yakanın Olurum,Çekil Git Yolumdan,
Ölümün Olurum,…
Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden
Konuşma, Nefesini Al Benliğimden,
Ben Soluğunu Kesmeden,Sus Demeden, Sus Ne Olur,
Söylemeden,
Git,
Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden…
Yaralıyım Zaten,
Şöyle Dur Gönlümden,
Derdin Olurum,
Korun Olurum,
Çekil Git,
Harın Değil, Külün Olurum,…
Ve Git Artık, Ne Olursun Git,
Git Gözlerimden
Kal Yerinde Öylece,
Ses Etme,
Mevsimler Solsun Senelerce,
Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece,
Öldü de, Bitsin Bu İşkence……
Ve Çekil Git Artık,
Gölge Etme,
Alın Yazısı Gibi Görme,
Değilim Birşeyin,
Olmadım Hiçbir Şeyin,
Çekil Git Artık,
Ne Olur Çekil Git,
Kötü Söyletme…
Yaşamaz de,
Olsun de,
Deki Bitti,
Bitti de.
Kardı Yağdı,
Yağmurdu Aktı,
Kurudu de.
Sonra Toprağa Karıştı,
Soldu de.
Ne Bileyim İşte,
Kısaca Öldü de.
Ne Dersen de.....
Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ?
Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden,…
Ve Varolan Her Şeyimden,
Git Artık..Kanıyorum Zaten,
Uzak Dur Benden,Sebebin Olurum,
Yakanın Olurum,Çekil Git Yolumdan,
Ölümün Olurum,…
Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden
Konuşma, Nefesini Al Benliğimden,
Ben Soluğunu Kesmeden,Sus Demeden, Sus Ne Olur,
Söylemeden,
Git,
Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden…
Yaralıyım Zaten,
Şöyle Dur Gönlümden,
Derdin Olurum,
Korun Olurum,
Çekil Git,
Harın Değil, Külün Olurum,…
Ve Git Artık, Ne Olursun Git,
Git Gözlerimden
Kal Yerinde Öylece,
Ses Etme,
Mevsimler Solsun Senelerce,
Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece,
Öldü de, Bitsin Bu İşkence……
Ve Çekil Git Artık,
Gölge Etme,
Alın Yazısı Gibi Görme,
Değilim Birşeyin,
Olmadım Hiçbir Şeyin,
Çekil Git Artık,
Ne Olur Çekil Git,
Kötü Söyletme…
Yaşamaz de,
Olsun de,
Deki Bitti,
Bitti de.
Kardı Yağdı,
Yağmurdu Aktı,
Kurudu de.
Sonra Toprağa Karıştı,
Soldu de.
Ne Bileyim İşte,
Kısaca Öldü de.
Ne Dersen de.....
Bağlanmayacaksın
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak................Can Yücel
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak................Can Yücel
BU KEZ GİTME DEMEYECEĞİM SANA
Artık gitme demeyeceğim,
zaten iyice hazırsın bu sefer.
Her şeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al
belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim,
sana bilmediğin bir şeyden Bahsetmeliyim;
kendimden.
Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocuk muşum ki. Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim, Kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları,
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun Saatlerinde geldin, yada sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla,
Denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
Sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim. Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar,
ama
en çok seni sevdim.
Ve şimdi gidiyorsun,
evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine
- senin baban öldü mü?
Bu gidiş ölümden beter olamaz.
Hangisi doğru bilmiyorum, Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git,
hayır gitme!
Yani git de önce üstümü ört,
ben uzanayım söyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme! Yani git de ışığı yak git,
ben karanlıktan korkuyorum da!
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla.
Üstümü de örtme bu şefkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle; bir kez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye. Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm
sen ne yaşadın bilmiyorum...
zaten iyice hazırsın bu sefer.
Her şeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi de al
belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim,
sana bilmediğin bir şeyden Bahsetmeliyim;
kendimden.
Evet, onca zaman tanıdığını sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir çocuk muşum ki. Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri de.
Aslında çok şey var sevdiğim, Kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun vedalaşma anları,
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep vurgun Saatlerinde geldin, yada sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin boşluğumla,
Denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
Sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da sevdim. Aşklarım da oldu, hem de uğruna ölebileceğim aşklar,
ama
en çok seni sevdim.
Ve şimdi gidiyorsun,
evet git içimdeki melek sana dua edecek.
Sanırım kahrolmayacağım bu veda sahnesine
- senin baban öldü mü?
Bu gidiş ölümden beter olamaz.
Hangisi doğru bilmiyorum, Seni uğurlayıp öylece kalmak mı?
Yoksa, benim uyumamı bekleyip gitmen, benim de sensiz sabaha uyanmam mı?
Bence şimdi git,
hayır gitme!
Yani git de önce üstümü ört,
ben uzanayım söyle, ışığı kapat ve git.
Hayır hayır gitme! Yani git de ışığı yak git,
ben karanlıktan korkuyorum da!
Hem sensizlik hem karanlık bu kadarı fazla.
Üstümü de örtme bu şefkat de fazla, ışıkların hepsi açık olsun.
İçim burkuluyor sen nasıl gidersen git.
Dur, burayı iyi dinle; bir kez daha söylüyorum ve son kez.
Seni seviyorum.
Sen giderken ben içimden haykıracağım 'kusursuz bir aşktı bu' diye. Kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm
sen ne yaşadın bilmiyorum...
YAŞAMIN HER ANINDAN KEYİF ALMANIZ TEMENNİSİYLE..!!!
EĞER YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM HAYATA
İKİNCİSİNDE DAHA ÇOK HATA YAPARDIM.
KUSURSUZ OLMAYA ÇALIŞMAZ...SIRT ÜSTÜ YATARDIM.
NEŞELİ OLURDUM İLKİNDE OLMADIĞIM KADAR,
ÇOK AZ ŞEYİ CİDDİYETLE YAPARDIM.
TEMİZLİK SORUN BİLE OLMAZDI ASLA,
DAHA ÇOK RİSKE GİRERDİM.
YOLCULUK EDERDİM DAHA FAZLA.
DAHA ÇOK GÜNEŞİN DOĞUŞUNU İZLER
DAHA ÇOK DAĞA TIRMANIR, DAHA ÇOK NEHİRDE YÜZERDİM.
GÖRMEDİĞİM BİR ÇOK YERE GİDERDİM.
DONDURMA YERDİM DOYASIYA VE DAHA AZ BEZELYE.
GERÇEK SORUNLARIM OLURDU HAYALİ OLANLARIN YERİNE.
YAŞAMIN HER ANINI GERÇEK VE VERİMLİ KILAN
İNSANLARDANDIM BEN.
ELBETTE MUTLU ANLARIM OLDU AMA
YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM EĞER, YALNIZ MUTLU ANLARIM OLURDU.
FARKINDA MISNIZ BİLMEM; YAŞAM BUDUR ZATEN:
ANLAR, SADECE ANLAR, SİZ DE “ANI” YAŞAYIN.
HİÇBİR YERE YANINDA PARA, SU ŞEMSİYE VE TELEFON
ALMADAN GİTMEYEN İNSANLARDANDIM BEN.
YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM EĞER, HİÇBİR ŞEY TAŞIMAZDIM.
EĞER YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM,
İLKBAHARDA AYAKKABILARIMI FIRLATIR ATARDIM.
VE SONBAHAR BİTENE KADAR YÜRÜRDÜM ÇIPLAK AYAKLARLA.
BİLİNMEYEN YOLLAR KEŞFEDER,
GÜNEŞİN TADINA VARIR,
ÇOCUKLARLA OYNARDIM.
BİR ŞANSIM DAHA OLSAYDI EĞER...
AMA İŞTE SEKSENBEŞİNDEYİM
VE
BİLİYORUM
ÖLÜYORUM..........................
JORGE LUİZ BORGES
İKİNCİSİNDE DAHA ÇOK HATA YAPARDIM.
KUSURSUZ OLMAYA ÇALIŞMAZ...SIRT ÜSTÜ YATARDIM.
NEŞELİ OLURDUM İLKİNDE OLMADIĞIM KADAR,
ÇOK AZ ŞEYİ CİDDİYETLE YAPARDIM.
TEMİZLİK SORUN BİLE OLMAZDI ASLA,
DAHA ÇOK RİSKE GİRERDİM.
YOLCULUK EDERDİM DAHA FAZLA.
DAHA ÇOK GÜNEŞİN DOĞUŞUNU İZLER
DAHA ÇOK DAĞA TIRMANIR, DAHA ÇOK NEHİRDE YÜZERDİM.
GÖRMEDİĞİM BİR ÇOK YERE GİDERDİM.
DONDURMA YERDİM DOYASIYA VE DAHA AZ BEZELYE.
GERÇEK SORUNLARIM OLURDU HAYALİ OLANLARIN YERİNE.
YAŞAMIN HER ANINI GERÇEK VE VERİMLİ KILAN
İNSANLARDANDIM BEN.
ELBETTE MUTLU ANLARIM OLDU AMA
YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM EĞER, YALNIZ MUTLU ANLARIM OLURDU.
FARKINDA MISNIZ BİLMEM; YAŞAM BUDUR ZATEN:
ANLAR, SADECE ANLAR, SİZ DE “ANI” YAŞAYIN.
HİÇBİR YERE YANINDA PARA, SU ŞEMSİYE VE TELEFON
ALMADAN GİTMEYEN İNSANLARDANDIM BEN.
YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM EĞER, HİÇBİR ŞEY TAŞIMAZDIM.
EĞER YENİDEN BAŞLAYABİLSEYDİM,
İLKBAHARDA AYAKKABILARIMI FIRLATIR ATARDIM.
VE SONBAHAR BİTENE KADAR YÜRÜRDÜM ÇIPLAK AYAKLARLA.
BİLİNMEYEN YOLLAR KEŞFEDER,
GÜNEŞİN TADINA VARIR,
ÇOCUKLARLA OYNARDIM.
BİR ŞANSIM DAHA OLSAYDI EĞER...
AMA İŞTE SEKSENBEŞİNDEYİM
VE
BİLİYORUM
ÖLÜYORUM..........................
JORGE LUİZ BORGES
AŞK BÖYLE BİRŞEY
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin... Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaşlarindan etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasında kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin... Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
Ilaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin ...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin... Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin ağzına gelecek...
konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret edeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksın...
Buna yaşamak denirse...
****
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazir mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin...!!!
CAN DÜNDAR
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldigi gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan saglik."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksin...
Göz yaşlarindan etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp Ne dedin?" diye sormayacaksin...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabaliklarin arasında kaybolmak...
Ikisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittigin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksin...
Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese, kaçacaksin... Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin... Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
Ilaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan. Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...
Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahi iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç günes doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin ...
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasini istedigin...
Her siçrayarak uyandiginda onun adini söyledigini fark edeceksin... Telefonun çalmasini bekleyeceksin...
Aramayacagini bile bile...
Her çaldiginda yüregin ağzına gelecek...
konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canın yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kiymetini bilmedigin için kendinden nefret edeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadigi bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yasayacaksın...
Buna yaşamak denirse...
****
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazir mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin...!!!
CAN DÜNDAR
FARKINDA OLMALI İNSAN...
Farkında Olmalı İnsan...
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı Olduğunu,
Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorumİşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden E vvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.Eşref-i Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki
Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.
CAN YÜCEL
Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı.
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen...
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
Fark Etmeli.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını
Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
Fark Etmeli.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahirete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
Fark Etmeli.
Henüz Bebekken 'Dünya Benim!' Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı Olduğunu,
Ölürken De Aynı Avuçların 'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorumİşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını Fark Etmeli.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli.
Baskın Yeteneğini Fark Etmeli Sonra.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini,
Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
Fark Etmeli İnsan
Ve Ölmeden E vvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
Fark Etmeli.Eşref-i Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
Fark Etmeli.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki
Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
Fark Etmeli.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
Fark Etmeli.
Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
Fark Etmeli.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka Sokaktaki Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
Fark Etmeli.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte Gizlendiğini
Fark Etmeli.
FARK ETMELİ.Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür.
CAN YÜCEL
Kurtların Savaşı (Bir Kızılderili Klasiği)
Bir Kızılderili öyküsü.............:
“Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu.
Onlara dedi ki:
-İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında.Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu,üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.
Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.
Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde.
" Çocuklar anlatılanları anlamak için birkaç dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına,
-Hangi kurt kazanacak, diye sordu.
Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı:
-Beslediğiniz…”
Ya siz hangi KURT'u besliyorsunuz.......???
“Cherokee kabilesinin yaşlılarından biri torunlarına eğitim veriyordu.
Onlara dedi ki:
-İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında.Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu,üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.
Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.
Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde.
" Çocuklar anlatılanları anlamak için birkaç dakika düşündüler ve içlerinden biri büyükbabasına,
-Hangi kurt kazanacak, diye sordu.
Yaşlı Cherokee kısaca cevapladı:
-Beslediğiniz…”
Ya siz hangi KURT'u besliyorsunuz.......???
Güçlü Olan Kazanır.............
Güclü olan kazanir" derler..!
Evet güclü olan kazanir, ama güc nedir ? Gücü nasil tarif edebiliriz?
* Güc bazen para ve maddi imkandir.
* Bazen silah ve vurucu güctür.
* Bazen akil ve stratejidir.
* Bazen tatli dil ve kalp muhabbetidir.
* Bazende insani aşık edecek güzelliklerdir.
Nice yılan tatli dille deliginden çıkar,nice padisah ve yigitler bir güzele yenik düser.
Nice Ordu ve Devletler yanlis statejilerle yok olur gider.
Nice büyük calismalar bir sabirsizla yok olur gider.
Nice insanlar nefsi hirslari yüzünden beladan belaya koşarlar.
Iste Güc bunlarin üstünde bir kavramdir.
"GÜÇ BİLGİDİR VE BİLGELİK YOLUDUR"
Evet güclü olan kazanir, ama güc nedir ? Gücü nasil tarif edebiliriz?
* Güc bazen para ve maddi imkandir.
* Bazen silah ve vurucu güctür.
* Bazen akil ve stratejidir.
* Bazen tatli dil ve kalp muhabbetidir.
* Bazende insani aşık edecek güzelliklerdir.
Nice yılan tatli dille deliginden çıkar,nice padisah ve yigitler bir güzele yenik düser.
Nice Ordu ve Devletler yanlis statejilerle yok olur gider.
Nice büyük calismalar bir sabirsizla yok olur gider.
Nice insanlar nefsi hirslari yüzünden beladan belaya koşarlar.
Iste Güc bunlarin üstünde bir kavramdir.
"GÜÇ BİLGİDİR VE BİLGELİK YOLUDUR"
ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR (Yakarış)
* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.
* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS'te "Orda mısın???" diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!
* Mağazada gelinliklere bakıp "Aaaa ne güzeeel" dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!!
* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.
* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekalı muamelesi yapmayın.
* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.
* 'Beni seviyor musun?' diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…
* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.
* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan 'ekmek niçin masada değil' diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir…
* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…
* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın…
* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.
* En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: 'En kolayını seç'. Bizden komplike şeyler beklemeyin.
* Erkekler genelde sadece ana renkleri görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir bizim için.
Sarımsı Yeşil, Açık Yeşil, Likör yeşili, Çimen Yeşili, Kireç Yeşili, Yay Yeşili, Orta Deniz Yeşili
Yukarıda saydıklarınız vallahi hepsi yeşil işte..! Lütfen bizi zorlamayın..?
* Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi kotun üstüne her renk ve desen blüz giyilebilir.
* Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız..!
* Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır…
* Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.
* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…
* Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz… Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın..!
* Aylarca süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.
* Size 'neyiniz var' diye sorduğumuzda, 'hiç bir şeyim yok!!!' derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…
* Canım sıkılıyor hiç dışarı çıkmıyoruz hep evdeyiz farkındamısın diye sormayın farkındayızdır. Sadece nereye gitmek istediğinizi söyleyin bizi yormayın...
* 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.
21 Aralık 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)